schule kennenlernen mann nach treffen gefragt was bedeutet kennenlernen auf englisch bild zeitung bekanntschaften

Mahir Ünal ve Dünyaya Bakışı (I)

Nadir YILDIRIM

Siyasiler toplumun resmini tarihin tuvaline işleyen sanatçılardır. Sanatçının eseri onun zihin bahçesini etkileyen iklimle de ilişkilidir. Ülkemizi yöneten liderlerin zihin ve ruh yapısı, hayata bakışı merak konusudur: Dünyayı nasıl algılıyorlar? Aynı yere bakmamıza rağmen bizim göremediğimiz hangi farklılıkları, nasıl görebiliyorlar? Temel yargıları nedir? Hangi ilkelerle hareket ediyorlar?

Bu yazı Kahramanmaraş Milletvekili, Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı, Mahir Ünal’ın sosyoloji, psikoloji, ilahiyat, tarih, siyaset, edebiyat, felsefe gibi alanları içeren ve çoğu akademisyene ders niteliğinde bir TV kanalına yaptığı konuşmasından yansıyan satır aralarında dile gelen düşüncelerinin özetidir.

—–

İnsan –özellikle de bir Müslüman- “havf ve reca” halinde -korku ile ümit- arasında olmalıdır. Özellikle de günümüzde doğru ve yanlış olguların sürekli yer değiştiği göz önüne alınırsa çok net, çok kesin, her şeyi bilen ve kendi doğrusunda ve yanlışında sabit olma hali çok da kabul edilebilir bir durum değildir. Zira doğru ve yanlış kabullerin, zaman ve mekân boyutunda yer değiştirebileceğinin farkında olmak aynı zamanda başkalarıyla da iletişimde olmamızı da sağlayacaktır. Bu durum insanın güncel hayatın içinden çıkıp fikren ve ruhen savrulmasına da neden olmamalıdır. Mevlana misali bir ayağımızı inanç ve değerlere sabitleyecek fikri şahsiyetimizi ve kimliğimizi belirleyen ilkelerin yanında dururken, diğer ayağımızla da sürekli evrende ve dünyada olup bitenleri anlama ve arama çabasını da zorunlu kılar.

İnsan ait olduğu yeri bilmelidir; insanın nereye ait olduğunu, kim olduğunu bilmemesi onun, fikren ve ruhen savrulması anlamına gelir. Bunun öz ifadesi “milli olmama” halidir. Bu hal kaçınılmaz olarak gerçeklik, doğrular ve yanlışlar hakkındaki kanaatlerimiz üzerinde ilk etkiyi yapar. Bunun etkilerini hayatın her safhasında gerçekliğin onayladığımı veya onaylamadığımız sonuçlarında görebiliriz. İnsanın hayata karşı duruşunu değerleri, inançları, ilkeleri ve diğer değişkenlere karşı tutumu belirler. Bu da insanın meselelere nereden baktığına bağlıdır. İnsanın sabitleri ve değişkenleri, ona yeniden bir üretme ve yenilenme imkanı vermelidir.

Ünal, eğitime bakışını memleketinden yedi güzel adamın yetiştiren bir kültür iklimi olarak, kundak, toprak, ruhu olan şehir, istiklal şehri olarak bahseder.  Burada dile getirdiği kültürel iklim önemlidir. Zira bu tanımlama, şiirin ve edebiyatın başkenti  Maraş’ın yetiştirdiği birçok edebiyatçının kültür hayatımıza katkılarını dile getirmenin yanında eğitim sürecinde beşiğin, kundağın, toprağın ve eğitim sürecindeki ortamın önemini de ifade etmektedir. Zira eğitim, kültürel bir iklimde ortaya çıktığı zaman ancak terbiyeye dönüşür. Bu ifadeyle, kültürel iklimin ve eğitimin “terbiye” boyutuyla insana odaklanan yönünün olması gerektiğine işaret eder.

Kültürel iklim, okulların fiziksel yapısından başlayarak program ve müfredatının, içeriğinin, işleniş tarzının, okulun aile ve toplumla iletişiminin, hem geçmişi hem de geleceğe bakışı sağlayabilecek ufuk ve hedefe sahip olması gerektiğinden, eğitimin ve okul ikliminin ya kendisi hayat bulmuş ya da hayatı dersliğine almış bir sistemle yeniden yeniden kurgulanması gerektiğine işaret eder.

Zira kültür, yaşam biçimidir. Kültürün aktarılmadığı okulda da terbiye gerçekleşmez. Mekanik bilgi değiş tokuşu gerçekleşir ki bu eğitimin ruhuna aykırıdır.

Devam edecek…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir