partnersuche braunau blue eyes partnervermittlung neuburger rundschau bekanntschaften leute kennenlernen aus der nahe

Yunus’a Sözüm

Nadir YILDIRIM

“Bir ben vardır bende, benden içerü”, diyen Yunusa’dır sözüm.

O, ben var ya bende, benden  içerü, artık sesini duymuyorum, Yunus!

Susmuş yüzyıllardır, olana bitene hayret, olana bitene gayret ile bakar dururum. Gözlerimi kapattığımda ses beklerim, ses yok… Sanki bedenimde Yunus yok, Yunus

Sen yalın ayak dolaşırken, ruhun ne dinliyordu kim bilir!Ama, artık “bir ben var mıdır bende, benden içeru” kim bilir!

Hani sen demiştin “Ölen hayvan imiş, aşıklar ölmez”, Ölmeyenler azaldı, Yunus.

Sarı çiçek ruhuna ne dedi, bilmem? “Çiçek eydür devriş baba, gönlüm Hakka doğrudur”.  Gel gör ki; çiçekler kurudu, gönüller susuz, Yunus.

Asalar çürüdü, çarıklar yırtıldı.  Yerini dört tekerle, iskarpin aldı..Aldı da ruhumuz da aldı Yunus.

Ne hakka tutunan kaldı, Ne halkla yürüyen.. Gönüller buz oldu unus..

Hayır dua edenler yok ki selam olsun, Selamı da unuttuk, hayır duayı da,  Yunus…

Eğri büğrü sözler çoğaldı,

Sıgaya çeken Kasım da sustu, Yunus.

“İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir”, derdin ya.İlim çoğaldı, kendin bilen azaldı,Yunus.

“Çün okudun bilmezsin, ha bir kuru emektir”, demiştin. Kuru emek  okkaları doldurdu, Yunus.

“Hacca gitmek gönle girmektir” demiştin, Gönüller ıssız, Yunus.

“Ah nicedir uyursun uyanmaz mısın ? Göçtü kervan kaldık dağlar başında”, diyordun ya, dağlar şehir oldu, Yunus.

“Elif okuduk ötürü, Pazar eyledik götürü.
Yaratılmışı hoşgördük Yaratandan ötürü”, der gezerdin ya! Hoşgörü, pazarda götürü Yunus…

Er odur alçakta dura ,
Yüceden bakan göz değil, dedin.Hepimiz yücelerde gezer olduk, Yunus…

Benzim sarı, gözlerim yaş,
Bağrım pare, ciğerim baş
Halden bilen dertli kardaş,
Gel gör beni aşk neyledi”  demiştin ya;
Ne hal ehli kaldı ne de kardaş, Yunus..

“Yunus Emre anı görmüş,
Eline bir divan almış,
Alimler okuyamamış,

Bu manadan duyan gelsin” dedindi;
Ne divan kaldı, ne divanı anlayan.
Divanla çengi oynar olduk, Yunus…

Yalancı dünyaya konup göçenler
 Ne söylerler, ne bir haber verirler
 Üzerinde, türlü otlar bitenler
 Ne söylerler, ne bir haber verirler
 Kimisinin üstünde biter otlar
 Kiminin başında sıra serviler
 Kimi masum, kimi güzel yiğitler
 Ne söylerler, ne bir haber verirler
Toprağa gark olmuş nazik tenleri
Söylemeden kalmış, tatlı dilleri
Gelin, duadan unutman bunları
Ne söylerler, ne bir haber verirler
Yunus der ki, gör takdirin işleri
Dökülmüştür kirpikleri kaşları
Başları ucunda hece taşları
Ne söylerler, ne bir haber verirler.

Tek gerçek kalmıştı,
Onu da mermerlere boğduk, Yunus…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir